Şike soruşturmasını yürüten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi Müdürü Nazmi Ardıç, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın sözlerini farklihaber8.com'un sorusu üzerine değerlendirdi.
Aziz Yıldırım’ın dünkü duruşmada, “Birlikte yemek yediğimiz, top oynadığımız, maçlara gittiğimiz şahıslardı” dediği isimlerden Nazmi Ardıç, bu beyanın gerçekle örtüşmediğini ifade etti.
"SANIRIM ZİHNİ BULANIK"
Ardıç, Yıldırım'ın o sözleri hakkında şöyle konuştu: “Aziz Yıldırım’ı hayatımda iki kez şubede gördüm. Biri, bir davanın müştekisiydi. Diğeri ise şike sorgusu yapılırken, rahatsızlanıp hastaneye kaldırılmış, tekrar şubeye getirilmişti. Arkadaşlarımla birlikte yanına gittim, ‘geçmiş olsun’ dedim. Bunun dışında Aziz Yıldırım’la hiç ilişkim olmadı. Birlikte yemek yemedik ,top oynamadık, maça gitmedik. Özel görüşmem olmadı. Sanırım zihni bulanık. Kendisini TV’den, gazetelerden tanırım. Aziz Bey’in ismini sıraladığı savcılarla sözünü ettiği gibi bir ilişkisi var mıdır, bilemem. Ama daha önce de adımı, ‘Fenerbahçe üyesi olduğum ve kulübün kongresinde ihracımın isteneceği söylendi. Bu da gerçek dışıdır. Saygı duyduğum Fenerbahçe kulubünün taraftarı bile değilim. Anlam yükleyemediğim bir durumla karşı karşıyayım.”
Yıldırım: "Hem yiyip içeceksin, hem içeri atacaksın"
Aziz Yıldırım, dün Mahkeme Heyeti’ne verdiği savunmasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi Müdürü Nazmi Ardıç'ın da adını geçirerek şunları söylemişti:
"Fenerbahçe Başkanının sosyal ilişkilerinin olmaması gerektiğini düşünmek ve hatta yukarıda ismi zikredilen Hakim ve Savcıları töhmet altında bırakacak şekilde ima yoluyla suç isnat etmek kanundan önce bizlerin ahlak anlayışına uygun düşmemektedir. Bu yargı mensuplarının, en az bu soruşturma ve iddianameye imza atanlar kadar saygın olduğu unutulmamalıdır.
Kaldı ki bizlerle ilişki kurmak suç örgütü suçlaması için yeterli olsa idi, başta Savcı Zekeriya Öz, Savcı Mehmet Berk, Savcı Fikret Seçen, Emniyet Müdürü Nazmi Ardıç ile Emniyet Müdür Yardımcısı Mutlu Ekizoğlu’nun da aynı örgütün üyeleri olması gerekirdi; zira birlikte yemek yediğimiz, top oynadığımız, maçlara gittiğimiz bu şahısların bizlerle olan ilişkilerini unutarak, bu durumdaki diğer insanları suçlamalarını kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Hatta bu kişilerden bazılarının Fenerbahçe Kulübü kongre üyesi oldukları, bu üyeliklerinin örgüt kurucusu benim tarafımdan bila bedel yaptırıldığı ve hatta bu kişilerin kefillerinin ise örgütün tutuklu üyelerinden Şekip Mosturoğlu, Tamer Yelkovan, Serkan Acar olduğu bu kadar açıkken…. Ancak yine de bizler için hakkımızda ki bu hukuka aykırı soruşturmaya imza atmış olsalar dahi devletin önemli görevlerini ifa eden bu şahıslar hakkında yorumda bulunmak doğru ve etik değildir. Ancak bizi gerçekten yaralayan, bu şahıslarla olan tüm ilişkilerimiz sırasında bu şahısların aslında bizler hakkında çoktan dinleme ve teknik takip kararlarını almış olmalarıdır. Keza "Başkaca delil elde etme imkanı olmadığı" gerekçesini bu kararlarına hukuki dayanak yapanların başlattığı soruşturmanın ne denli hukuka uygun olduğunu sizlerin ve kamuoyunun takdirlerine sunuyorum."
22.02.2012