Yürürlüğe gireceği 6 yıl önceden belliydi ancak buna rağmen yargılanmaları 10 yıldır bitirilemedi ve gün geldi katliam sanığı katiller, türlü çeşit suçlular belki de masumlar, bir bir salıverilmeye başlandı!

Oysa “ecdadımız”ın tarihi suçlu nasıl yakalanır, yakalandığı yerde nasıl yargılanır, yargılandıktan sonra da cezası nasıl infaz edilirin örnekleriyle dolu!

İşte alın size bir örnek!

“XVI. asır sonları, sene 1596” diyor Reşad Ekrem Koçu sonra da devam ediyor; “İstanbul’da bir imam efendi, mahallesi halkından bir kafilenin başında Divanı Hümayun’a gelerek genç ve güzel karısının bir yeniçeri tarafından ayartılıp kaçırıldığını arz etti ve bir namus davası açtı!



Divan şikayet üzerinde hassasiyetle durdu: Irz düşmanı bir yeniçeriydi! Halkın ırzını, namusunu korumaya memur zabıta kuvvetine mensuptu. Suçlunun bulunmasına mutaassıp bir yeniçeri olan Ferhad Ağa memur oldu, o da ocaklarına leke süren adamı bulmaya ant etti. Evvela kütük defterini karıştırdı, sicili bozuk, haşarı tanınmış neferleri birer birer ayırdı, bu vakada hepsi masum çıktı.

Sonra yatmak için birkaç günden beri kışlasına veya kolluktaki (karakol) koğuşuna gelmeyen, yoklama kaçaklarını aradı, yine bir şey bulamadı! Bu sefer İstanbul’da bir bekar uşağı yeniçerinin bir kadınla beraber yaşayabileceği muhitleri dolaştı, kötü şöhretli hanları, şüpheli evleri bastı, esirci odalarını aradı.

Aradığını İstanbul’da bulamayınca Üsküdar’a geçti ve Üsküdar’da bir kahvehanede çok güzel tüysüz bir oğlanla oturmuş muhabbet etmekte olan bir yeniçeri nazarını çekti, ikisini kahveden çıkarıp civardaki yeniçeri kolluğuna götürdü.

Ferhad Ağa zeki adamdı, evvela oğlanı soydu ve erkek olmayıp kadın, imam efendinin genç ve güzel karısı olduğu meydana çıktı. Suç katmerleşivermişti: Kadın kaçırmak, evli kadını kaçırmak, imam karısı kaçırmak, bir Müslüman kadınını saçını keserek oğlan kılığına koymak ve sonra onu erkekler arasında dolaştırmak!

Oğlan kıyafetinde, erkekler arasında dolaşacak kadar pervasızlık gösteren genç fahişeyi kollukta boğdurttu. Yeniçeriye gelince; kanunen başı kesilecekti! Fakat Ferhad Ağa bu katmerli suçu için cellat satırını kafi görmedi. Yeniçeriyi bir kayığa koyup Tophane’ye götürdü; Tophane meydanında seyre gelen binlerce kişinin gözü önünde yeniçeriyi ana doğması çırılçıplak soydu, evvela ayak ve diz kemiklerini kırdırttı sonra belden aşağısını yağlı paçavralara sardırarak bir havan topunun namlusuna gülle gibi sımsıkı tıktırdı ve nihayet topu ateşleterek yeniçeriyi berhava etti!