Farkında mısınız bilmiyorum
ama son 15 gündür
sanki bir sihirli değnek değdi ülkeye
ve bütün algılar değişmeye başladı.
Aynı 2002 seçimleri öncesinde olduğu gibi.
Ama bu kez rüzgar
yön değiştirdi,
“sol”dan esiyor...
Bunun farkına vardıran ise,
gariptir chp'den önce,
Başbakan Tayyip Erdoğan oldu.
2002 öncesi Türkiye ile sonrasını mukayese eder,
ülkeyi nasıl “çağ “atlattıklarını anlatırken,
birden bire bir yerlerden haber almışcasına,
ya da ellerinde bulunan
ve bizim bilmediğimiz anket sonuçlarına göre,
tavır değiştirerek ”İsmet İnönü”ye,
“Süleyman Demirel”e sataşmaya
ve hiç ortada yokken
yeniden “türban”,”cami” tartışmalarına girmeye başladı.
Alevi Açılımı yapmış bir partinin
Genel Başkanı ve Başbakan değilmiş gibi,
Alevi vatandaşları rencide edecek
söylemler geliştirdi.
”Kürt” açılımını unutup,
BDP gibi bir yasal partiyi
önce barajı kaldırmayarak,
yine seçime sokmayıp “hasım” ilan etmesi
ilk işaretlerdi.
Sonra “Sivas'ı geçemezler”,
”proje üretemezler” diye eleştirerek,
başarının yolunu gösterdiği CHP,
onun bu eleştirileri doğrultusunda
Hakkari'ye kadar gidince
ve “proje bombardımanı” başlatınca,
CHP'nin BDP ortaklığından,
protesto edenlerin “vatan haini “olduğundan
dem vurmaya başladı.
Daha da önemlisi CHP Genel Başkanı
CHP'lileri bile şaşırtan bi performans gösterip
“atılan oltalara”gelmeyince,
demokrasi ve insan hakları konusunda
kendisinin 2002 söylemlerinden
daha cesur olunca,
Başbakan Erdoğan giderek sertleşmeye
ve bu sertlik de kendisine
zarar vermeye başladı.
Üstelik “itaat” kültürü nedeniyle,
söylemeseler de,
AKP'li adaylar ve seçmen de
bunun farkında ve şaşkınlar.
Kılıçdaroğlu ”rest”i gördü ve “iki katı” dedi.
“Televizyonda tartışalım” önerisine,
Başbakan'dan gelen yanıtların
vatandaşı da tatmin etmediğinin bilinciyle
“yaraya tuz basar” gibi
bu konuyu her platformda
dile getirmeye başladı.
Başbakan hırçınlaşırken,
Kılıçdaroğlu sakinliği ile
dikkat çekti ve halktan
”geçmişteki CHP uygulamaları için özür dileyecek” kadar,
mütavizi bir tavır gösteriyor.
“Menzil” tarikatının
Sivrihisar'daki karargahının
fotoğrafının çekilmesinden
sorumlu tutulan Harp Akedemileri Komutanı,
bu yıl tutuklanmasaydı,
Hava Kuvvetleri Komutanı olacak olan
Orgeneral Bilgin Balanlı'nın
“terörist ilan” edilerek,
içeri alınması karşısında bile,
Kılıçdaroğlu “aman ha “diyerek
askerin tepkisini engelleyerek,
bir kez daha “mağdur yaratma oyunu”nu bozması ,
MHP'nin kasetleri gibi,
iktidarı zora soktu.
“Ne alakası var yargı bağımsız “diyenlere ise,
Kılıçdaroğlu'nun yanıtını,
yine Başbakan Engin Alan konusunda ki,
sözleri hazırladı;
”ayağı kalkmadı ,Silivri'de”gibi talihsiz bir beyanat
en büyük malzemesi oldu Kılıçdaroğlu'nun.
Mahkemeler neden bilinmez,
gerek KCK Operasyonları'nda,
gerekse bugün Hopa'daki ölümü
protesto için Ankara'da gösteri yapanları
“toplantı ve gösteri yürüyüşleri”ne muhalefetten değil de,
“terör”den özel yetkili mahkemelerde
yargılama yoluna gidilmesi
iktidarın eksi hanesine yazılmakta.
Bu yazı öyle cesur bir yazı filan değil,
benim 2002'de tanıdığım Recep Tayyip Erdoğan,
bunlar daha yazılmadan,
eleştirileri dikkate alır,
tavrını belirlerdi.
Birinin söylemesi gerek,
“helal olsun” diye kışkırtan medyanın dost olmadığını.
Dilerim,
Başbakan bir an önce görür.